Geçtiğimiz ay bayram tatilinde Qatar Havayolları’nın 9 saat süren ve türbülansa asla denk gelmeyen uçuşuyla Tayland’a tam 4.kez ayak basıyorum ve başkentin gökdelen otellerinden biri olan Amara Hotel’e yerleşiyorum. Nem kaldığımız sürece yakamızı asla bırakmıyor, arada atıştıran yağmurlar ise gündüz gezilerimize engel olacak görünmüyor. Biraz dinlenip, akşamüstü şehirde en sevdiğimiz restaurantlardan biri olan Sea Food Restaurant’a gidip taze balıklarımızı seçiyoruz, sebze ve meyvelerimizi sepete atıp kasada ödemesini yapıyoruz -tıpkı bir market alışverişi gibi. Garson daha sonra gelip nasıl pişirmelerini istediğimizi soruyor ve en meşhur biraları Singha’dan birer tane sipariş verip yemeğimizi bekliyoruz. Buraya ilk defa bir tedarikçimizle 21 yaşındayken geldiğimi hatırlıyorum ve aynı anımı Fatih’e 2. defa anlatıyorum, o da ilk defa dinlermiş gibi dinliyor ve gülümsüyor. Saat farklarına çok alışkın bir çift olduğumuz için yatar yatmaz uyuyoruz ve sabah erkenden kalkıp Grand Palace’a gitmek için en sevdiğimiz ulaşım aracı olan tuk tuk a biniyoruz.

Grand Palace, dünyanın en ihtişamlı saraylarından biri ve ben burayı her geldiğimde ziyaret ediyorum. Bangkok’un kalbinde bulunan saray dini ve imparatorluk imgelerini birarada barındırıyor.  1782 yılında inşa edilmiş olup 150 yıl boyunca kraliyet ailesine ev sahipliği yapmış ve Buda heykelleri, insan-hayvan karışımı figürler, dış cephe süslemeleri nefis. İçeri girmeden önce dress code uygulamasını es geçmeyin ! Otel detayları için TIK TIK

Wearing

Üst, Top : Zara, Etek, Skirt : Topshop, Sandalet – Sandals : Nomadic State of Mind, Çanta – Bag : Marrakesh Souk

IMG_9289

IMG_9295

IMG_9305

IMG_9339

IMG_9345

IMG_9347

IMG_9354

IMG_9357

IMG_9412

IMG_9424

IMG_9486
IMG_9509

IMG_9531

IMG_9534

Yorum Yaz

Pin It