BIRTHDAY GIRL // OFF TO SEE THE WORLD

Her yaş günümden farklı olarak bu yıl kucağımda bebeğim.. Küçücük elleri, ellerime değince anlıyorum ki onca yaşanmışlığın yarattığı puslu havanın arkasındaki mutluluğa dokunuyorum. Aslında biz de hala çocuğuz, büyümedik henüz. Hepimiz birbirimize çok benziyoruz ve yine anlıyorum ki birer bedenin içinde ruhlarımız hapsolmuş olsa da hala ufacık ellerimizle her sabah hayata yeni bir umutla uyanıyoruz.

Bu kadar güzel duygulara nail olmak için canından parçaya sarılmak yetiyor. Öylesine korumacı olabiliyorsunuz ki etraftaki kötülükleri süzmenin zamanı geliyor. İşte ben de iyiyi ve kötüyü ayıklamaya başladım, gerçekten sevdiklerimle kaldığım yerden devam ediyor diğerlerini silip atıyorum. Çok eski bir arkadaş yahut uzaktan bir akraba.. Benim huzurumu bozacak, bozma ihtimali olabilecek her ne kadar kötü niyetli insan varsa üzerini çizdim. Belli bir yere kadar tahammül etmek zorunda kaldıklarım bile zerre bana, evime ve çocuğuma yaklaşmasına izin vermem. Zira yaratılanın en zalimi insan.. Eşinle arana nifak sokmaya, ayırmaya çalışanı bile mevcutken artık varın gerisini siz düşünün. Bünyesinde bu çeşit ahlaksızlık, kıskançlık, haset veya gıybet masiyeti taşıyanları görmezden gelmek daha büyük zarar. Modern yaşam içerisinde hala boş kafalı insanlar olduğunu bilmek ne kötü. Diyeceğim o ki detox hayatın belirli kısımlarında ruh sağlığı için oldukça faydalı… Herkes haddini bilip, sahip olduklarıyla yetinirse daha sağlıklı, mutlu bireyler olabilirler.

Yeni yaşımda önümde öyle güzel projeler ve seyahatler var ki günlerim program yapmakla ve sürekli yazı yazmakla geçiyor, Fatih’i de bunun içine katmaya bayılıyorum. Onun kendi işleri ve Ayaz’ın henüz minik bir kuzu olması sebebiyle ertelediğimiz birçok şey var haliyle. Hayatımızın en güzel zaman dilimindeyiz, bunun keyfini de sonuna kadar çıkarıyor, oğlumuza baktıkça şükrediyoruz. Bu yıl ki balonlar, -ilkini yere düşürüp parçaladım- pastalar, ışıltılar, kahkahalar tamamen Ayaz içindi. Doğumgünü şarkım sanki masal gibi, her yer uçuşan tüllerle kaplıymış gibi, sanki sonsuza kadar müziği eşliğinde vals yapılabilirmiş gibi, sanki kötülükler hiç yokmuş gibi, bulutların üzerinde gezinmek gibi bir şarkı “Moon River” .. Tabii Henry Mancini’den ! Fatih’e ithafen.

sibel demirci ayaz

Sibel Demirci

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir