HAVANA ~ CUBA DIARY ~1~

Şubat ayının ilk haftası boyunca Air France TIK TIK  ile Paris aktarmalı olarak uçtuğumuz Havana’daydım. İstanbul Küba arası aktarmayla birlikte 14-16 saat arası sürüyor. Aktarma sırasında Charles De Gaulle Havaalanında, Airport otelde kabin gibi olan küçük fakat oldukça temiz odada uyuyarak saatimizi bekledik. Uçuş sarsıntısız ve çok rahat geçti, bunun yanı sıra Air France ikramları ve hostes bizimle son derece ilgiliydi.

Havaalanına iner inmez turistlerin kullanabildiği para birimi CUC için sıraya giriyoruz. Dışarıda renk renk Amerikan otomobillerinin dizildiğini görüp 60’lı yıllardan esintiler hissediyorum. Otelimiz TIK TIK sahil tarafında ve merkeze taksiyle 5 dakika kadar kısa bir mesafede, deniz manzaralı odamıza yerleşip dinlenmek için can atıyoruz. Türkiye ile tam 8 saat fark olması biraz uyku düzenimizi bozsada çabuk adapte oluyoruz.

Ertesi sabah çok erken saatte uyanıp kahvaltı ediyoruz, bu arada hamileliğimden dolayı yanımda beyaz peynir ve zeytin götürdüm. İyi ki de götürmüşüm, kahvaltıda taze meyve dışında yenecek pek birşey yok fakat papaya, ananas severler için burası cennet. Otelimizin kapısında bekleyen coconut taxiler çok cezbedici görünsede Old Havana’ya ulaşmak için biz sıradan bir taksiye binerek şehri gezmeye koyuluyoruz.

Havana’da İspanyolların sömürge zamanından kalan barok, görkemli yapılarıyla birlikte ara sokaklarda rengarenk vitraylı, yemyeşil avlulu evler bakım için sabırla bekliyor, halkın bu zamana kadar buna pek gücü olmamış ama son zamanlarda turizme verilen ağırlıkla yer yer çalışmalar başlamış durumda.  Seyahatlerimizde genellikle konforlu otelleri tercih etsek de Havana’da eğer hamile olmasaydım lokal yaşantıyı deneyimlemek için devlet güvencesi altındaki Kübalı ailelerin işlettiği Casa Particular’da kalmayı çok isterdim. Old Havana’da ki sokaklarda bu tip Casa’lar oldukça fazla.

Havana’nın en hareketli ve turistik bölgesi olan Habana Vieja yani Old Havana en çok zaman geçirdiğimiz, ara sokaklarına girip kaybolduğumuz yer oldu. Kiliseler, müzeler, sanat galerileri vs. görülecek yerlerin büyük kısmı burada.

Dansın, müziğin hiç kesilmediği Plaza de la Catedral‘da purosuyla bize yaklaşan neşeli kadını geri çevirmeyip birer fotoğraf çekiliyoruz. Bu meydan bizim başlangıç noktamız oluyor ve biraz yürüyünce Plaza de Armas‘ı görüyoruz. Çoğunluğu orijinal dilinde devrim zamanından kalan kitaplar, efsanevi liderlerin posterleri, vintage saatler meydandaki sıra sıra dizilmiş tezgahlarda en çok dikkatimi çekenler. Oldukça kalabalık ve büyük bir meydan burası, öğlen bir şeyler atıştırmak için güzel cafelerle dolu. Hemen sol tarafta da kentin ilk kalesi Castillo de la Real Fuerza‘yı görüyoruz.

Benim en sevdiğim, dönüp dönüp aynı yere çıktığım meydan Plaza Vieja.. Ortasındaki çeşmenin sesi, turistlerin gürültüsüne karışıyor. Oturup dinlenmek, yerel biralarından deneyimlemek için harika restaurantlar ile çevrili. Şehri 360 derece görüp fotoğraflayabileceğiniz Camara Oscura da burada.

Sahil tarafına çıktığımızda 1 saatlik şehir turu yapabileceğimiz  renk renk klasik otomobillerden pembe olanı seçiyor ve Vedado’ya doğru 8 km boyunca uzanan Malecon Sahili’nde yavaş yavaş ilerliyoruz. Atatürk büstünün Malecon’da yer alması bizi fazlasıyla gururlandırıyor.

 IMG_1829

IMG_1864

IMG_1866 kopya

IMG_1873

IMG_1874

IMG_1915 kopya

IMG_1942

Sibel Demirci

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir